ölümsüzlük avurdu, esra dökmen
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
kült bir eseri yönetmekle
karşı karşıya kaldığım kaldırım sineması
burada zamanı yerinden kaldırın.
kabuğun altında kavuk.
ve biz konuşmuyorduk.
muallak ifadede
haftada bir geri çekiliyorduk.
ancak böyle horlanmıyordum.
inanç değerlerini allak bullak eden
yüzleşmeden kaçmaya
tanrıya denk bir sıfat bulmadım ben
kalbim yuvarlak olmadı çün.
merkezini günler permütasyonuyla
bulamıyorlar.
düzayak dünyaya gelmişçesine
müşkülpesent doğrular uçuşuyor.
beni midelendirmesi an meselesi.
batıya döndü başını, edime su katınca acı,
zuhura yüz çevirdi.
karanlığın değişmez kuralıdır ancak
söylemiyorlar.
ayaklarımdan yandığım gece
tufan geçti göğsü hayalet kapımda duran
rengini bulamadım
sağ kalmaya çalışan varlığın.
kırıma uğrayan kırık figürü kim bu yolların?
herhangi bir arama motoruna ağaç yazdığımda
çıkmıyorlar.
omurgaya giydirecek şeyler bulmuştum
etiketi sökülmemiş olan.
ansızlıkla bükünce kemiği kusursuz
bir yanılgı infialini kanattı,
sadece aktım olanlara.
bu haksızlık sayılmaz, hiç
demiyorlar.
ruh eşelenip savaş mı edilir?
ıssızlık görecektik olmazsa.
yorumsamaktan yorgunluk akıyor.
ben, bana kadar dönenleri
dünyadan kestim,
bir göz uçurumu radarını
rotasyona ivmeledim.
gabriel tahta çıkıyor son şarkıda.
bir turşu kavanozundan çıkan pestil gibi bir şey.
ne âlâ, sormuyorlar.
yakınacak satıh var gökyüzünde
göbeğinde cari açık.
herhangi bir gerçek yeni kazılarla
yoğrulmak sayrıya mübah.
kalemsiz don kişotluk iki yarıçapa zordur
diyorlar.
bağışıklık sistemi tepkisiyle
doğrudur uyuştuğum.
susan dişlerimin etkisi bu.
sarılmadan önce de ölürdüm,
yetki almadan görülmeyen
şeylerden önce kalktım,
yine düşeceğim meçhul değil,
bunu bilmek arasından bir sefer doğruldum.
bir gece uçup tavan arasından.
poz vermek kadar kolay olmadığını,
pinde asılı kalan kuyruğu toplamanın,
ağrısıyla dillendirmiyorlar.
eşdeğer, yok hissetmelerin hazırlıkları,
kulplarıyla beden taşımanın yersizliğine.
kaniyeli duygu olmak kadar benzersizdir
bilmek kaşımayı yaralarından.
kafiyeler yata yata bitebilemez de
bulmaya çalışırım hikâyeyi.
taşı gedik aramaklarla
alelade bir yerlere gömmek
mesele değil derken,
bu neyin kafası diye sormuyorlar.
uzayda koloni arıyorum, sebata varacak
militer zatlar.
ihtimallerin söğüt olduğu bizim evde
sadece uçacak bir başımız var.
haritaya bakılacak haltlardan
yıkmak lâzım gelir yaftayı.
en azından öngörü bu.
ve sanırım ben iflâh olmuyorum sizin evde.
ezcümle, çok güzel ilâh, koruğa kadar sesi
dünden birkaç saniye kurgunun.
eridi mum, şeridi görmüyorum,
korkunç konformist çelişki bu demiyorlar.
köz konusu olsa bir tavlayla daha
kaşını patlatırdım insanımın.
ekmeden biçmeye varırdım yine.
böyle savıyorum belki sonu ben.
ve seviyorum.
asla görkemin sabahı, ne eder
kesenize bereket? sormayın
güvenoyundan da
burundan öte hoşlanmıyorlar.
ölümün küstahı olmadan önce
söz konusu yabancı iltifat
ederi olmadı çöl sabahları.
tatmin istikrar mıydı?
manaya günümüz koşullarında
kafa sallıyor fakat binmiyorlar.
aşkı hiç tanımlayamamaktan
daha iyi bir yerdeyim, kendimi.
şimdi aslına en yakın yerdeyim markizin.
önü. içerideki sokakların. benim.
görülmeyen ve gözlenen zamanların acıtması,
gezmesi güzel,
uzaktan izlemesi güzel bir dünyada.
bu ölümsüzlükte,
bu savaşta.
bir tek kalbimi şoplayamıyorlar.
anadolu rock ve azizler küflü bardakta
benzerlik aranan çarmıhta
ten tezahür ediyor.
sarı türkünün çevirisi de gayet yerinde
ancak
rujlu jopları fazla da önemsemiyorlar.
kusursuza yakındır hatıra.
ben,
avurdumda sakladığım buzdan nefesimi
tehlikeli olduğunu bildiğim bir silaha
değdirerek incelmesini sağladım tüm iplerin.
tek başına iktidara gelen
kırmızı örgütten falan da korkmuyorlar.
esra dökmen



Yorumlar