inhiraf, halit aslan
8 Eki
1 dakikada okunur
Yaşayanlar kıyısında intiharın,
Varoluş bunalımı bulutların...
Maskeler, fazlasıyla çok maskeler;
Mütebessim bir yüz yok, sayısız yalan.
Bir doğru milyarlarca kez ölüyor.
Anneler yok, kadınlar var;
Kışın güneşi arayan adam
Gölgelere esir,
Yazın güneşten kaçan adam
Bulamaz boş bir bank.
Ağaçlar fazla yeşil, deniz kara...
Yeşili öldür, derinleşsin kanayan yara!
Secdesi insanın unvanlar,
Kâbesi müminin bankalar...
Cahiliye irca etti, Asr-ı Saadet ütopik.
Diyojen’in ışığı günün ortasında:
Aydınlık bir yüze ulaşmak...
halit aslan



Hocam, inhiraf şiirinizin İskete Kuşu şiirlerinizden çok farklı tonu ve tınısı var. Keskin, duygudan ziyade daha çok modern dönem eleştirisini dile getirenler gibi. İskete Kuşu şiirlerinizde ise kadim ruhunuzu konuşturmuştunuz, göksel bir düzlemdendi mesela. Ama İnhiraf’taki beniniz, modern dönemde oturmuş, şimdiyi gözlemleyerek manifestliyor. Sanki İnhiraf’ı, başka bir beninizden satırlamışsınız gibi. Sanki şuanki beninizden değil de, geleceğin ötesindeki bir beninizi şimdiye çağır(t)arak uyandırmışsınız ve benleriniz arasında muhabbete dalarken dumanlı, sisli, karanlık ve soğuk sokaklarda akmış kelimeler. Farklıydı hissiyatı, sizin şuana kadar tanık olmadığımız bir beninizin sesiyle tanışmış olduk. Teşekkürler 🎶
not: bu arada bir defa okuyarak duygu ve düşüncelerimi dile getirmeye koyuldum. Belki daha sonra, farklı bir zaman veya ruh aralığında okursam çok farklı açılacaktır şiirin katmanları bana.