...ölmeye gittiği yer*, a. afrail gök
- 16 Tem
- 2 dakikada okunur
I: ATLAR
şimdi şah bir atın kıratında yokluyor seni
bana ait olmayan kalbi kaçıran zaman
atlar öleceklerini bilirler derdi annem eskiden
şimdi bir at şaha kalkıp yorgun düşerse şehit sayılır
şehvet duymalı bunu gören
en şah at benim
ama düşkün
çünkü düştü kimsenin uyandırmayacağı toprağa
çünkü düşmüştüm ben çirkin atlar sahibi bir kadına
o atlar ölünce ağlardı
ben bir kısrağın ağlamasına ağlarım
yoklasın seni
çalınan kalbime kalp koyamayacak olan
sonuçta her şey gaip kusurdur
varoluş, tanrının aldığı ilk bozgun
- bozgunlar toprağa saklanırlar
dolunay sabahki ölümlerin habercisi
mekanlar ölümsüzlüklerin
atlar ölümsüzlükler yerine ölürler
ve öleceklerini bilirler
II: KASIMPATILAR
...ve o bozgunun toprağında yetişir kasımlar
aslında her şey terk edilmiş bir botanik bahçesi
çünkü tüm duygularımız basit ve kök çürümesi
yalancı ölüm mü derlerdi bizim oralarda, neydi
köklerin yine toprak altında canlı kalması gibi
- yani tanrı da bizi görünmez köklerle birbirimize bağlar
varsay kasım, adını verdiğin vedalar bütünü
ve son kez seni gördüğüm sisli kederlerin
ve terk edilmiş botanik bahçelerinin
çünkü kokularını unutur kasımpatılar
solgun bir hatıradır benim kalbim
yani kasımpatılar altı şekilde ölür
yalancı ölür
kökü çürür ölür
sıcaktan ölür
susuzluktan ölür
mantardan ölür
yaprak bitleri basar ölür
ve ölmeleri için önce var olmaları gerekir
biz onları hiç var yaratmadık ki
toprağı yaratan da inattır çünki
III: GÖLGELER
...ve taşır en kötücül varlığı biçimsiz iziyle
önce sustu
hiçbir ışık onları çağırmadı
ve kendini unutmuş bir iz gibi
altında titredi toprağın
eski hikayelerini fısıldadı
unutulduğun zaman
bir mum yaktığın körün gözü gördüğü zaman
ve sana bir mektup verdiğim zaman
görmeye başlayacaksın gömleği gözlerinle
hangi olmamışlığın izidir bu yeryüzünde
şimdi hangi kör güzel görür ve
hangi toprak kabul eder seni
ışık kesildiği zaman bedenle temas biter
gölgeler böyle ölür
uykusundan uyandı tüm korkaklığıyla
çekingen ve yanlış kişiyi taşımanın inadıyla
takip ettiğin pusun izidir bu
olduğun yere yapışacak ve çelimsiz çürüyecek orada
seninle uyanmayacak
ona sarılamayacaksın
IV: TOPRAK
...ve kesti bir cenazenin ipini kuyuya yerleşmesi için
şimdi seni düşünüyorum, uranüs'ü, Şirin'i
tüm köklerin kendi gövdelerine döndüğü evrende
hiçbir sesin duyulmadığı
rüzgâr'ın, yağmur'un ve ay'ın, ah, ay'ın!
soğuk, karanlık, unutulmuş
karanlığında halen nefes alan ve kabul etmeyen var olmayı
unutmuş unutulmayı
ve üstüne her şeyi kapatırken zamanla
her şeyin en sessiz, her şeyin en karanlık katında
inatçı bir nefesle sarsılıyor tüm dünya
bazen toprak kayması diyoruz biz buna
bazen yağmur en sert vurduğunda bile uyanmıyor ölülerimiz
-ki bu onların gölgesinin kararı-
bir şey var derinlerinde
sana hükmediyor ve seni ölmeye götürüyor
toprak sakladığı her şey susunca
toprak kendi karanlığında titreyemeyince ölür
ve bir kuyunun üstü çok hızlı kapatıldığında
uyanacaksın
baktığın yerde duracağım
a. afrail gök